arterit
Bir atardamarın akut ya da kronik iltihabı. Akut arterite görece ender rastlanır; bazı enfeksiyon hastalıklarının (tifo, septisemi vb) komplikasyonu olarak ya da sessiz seyreden bir enfeksiyonun tek klinik bulgusu olarak ortaya çıkabilir. Arteritten sorumlu olan mikroplar, damarın duvarına yerleşip gelişerek burada bir iltihabi süreç başlatırlar. İltihabi süreç, bulunduğu yerde dolaşım bozukluklarına neden olarak hastanın o bölgede şiddetli ağrı hissetmesine yol açar. Damar duvarının iltihaplı bölgesinde kan pıhtısının birikmesi, damar boşluğunu tıkayarak dolaşım bozukluğunu ve buna bağlı olarak ağrıyı daha da belirginleştirir.
2 Temmuz 2009 Perşembe
arsenik zehirlenmesi
arsenik zehirlenmesi
Arsenik elementi ve türevlerinin vücut dokuları üzerinde zararlı etkilere yol açması. Element halindeki arsenik ve suda erimeyen bütün arsenik türevleri vücutta zehir etkisi yapar. İnsanda arsenik zehirlenmesi genellikle arsenik III oksit (arsenik anhidrit), bakır asetoarsenit gibi arsenik bileşikleriyle hazırlanmış çeşitli fare zehirleri, tarım ya da böcek ilaçlarının ağız ya da solunum yoluyla alınmasıyla ortaya çıkar ve alınan dozun miktarına göre öldürücü olabilir. Renksiz ve tatsız bir toz olan arsenik anhidrit, adli tıpta kimyasal inceleme yöntemlerinin geliştirilmesine değin cinayet amacıyla en çok kullanılan zehirler arasında yer almıştır. Çocukların ya da meslekleri gereği arsenikli bileşiklerle yakın ilişkide olan kişilerin dikkatsizlik ve yanılgı sonucu bu maddeleri alması ağır sonuçlar doğurabilir. İlaçlı meyve ve sebzelerin yıkanmadan yenmesi de, vücutta zehirlenmeye yol açacak düzeyde arsenik birikmesine yol açabilir. Zehirlenme, ya bir kerede alınan yüksek dozda arsenikten (akut zehirlenme), ya da küçük dozların art arda alınmasından (kronik zehirlenme) kaynaklanır. Akut zehirlenmenin başlıca belirtileri mide bulantısı, kusma, ağız ve boğazda yanma, şiddetli karın ağrılarıdır. Bunu izleyen dolaşım ve kalp yetmezliği birkaç saat içinde ölüme neden olabilir. Kronik arsenik zehirlenmesi belirtileri arasında ise yavaş yavaş güçten düşme, deride renk değişimi ve pullanma, kansızlık, ayrıca felç ve bilinç bulanıklığıyla ortaya çıkan sinir sistemi bozuklukları sayılabilir.
Arsenik elementi ve türevlerinin vücut dokuları üzerinde zararlı etkilere yol açması. Element halindeki arsenik ve suda erimeyen bütün arsenik türevleri vücutta zehir etkisi yapar. İnsanda arsenik zehirlenmesi genellikle arsenik III oksit (arsenik anhidrit), bakır asetoarsenit gibi arsenik bileşikleriyle hazırlanmış çeşitli fare zehirleri, tarım ya da böcek ilaçlarının ağız ya da solunum yoluyla alınmasıyla ortaya çıkar ve alınan dozun miktarına göre öldürücü olabilir. Renksiz ve tatsız bir toz olan arsenik anhidrit, adli tıpta kimyasal inceleme yöntemlerinin geliştirilmesine değin cinayet amacıyla en çok kullanılan zehirler arasında yer almıştır. Çocukların ya da meslekleri gereği arsenikli bileşiklerle yakın ilişkide olan kişilerin dikkatsizlik ve yanılgı sonucu bu maddeleri alması ağır sonuçlar doğurabilir. İlaçlı meyve ve sebzelerin yıkanmadan yenmesi de, vücutta zehirlenmeye yol açacak düzeyde arsenik birikmesine yol açabilir. Zehirlenme, ya bir kerede alınan yüksek dozda arsenikten (akut zehirlenme), ya da küçük dozların art arda alınmasından (kronik zehirlenme) kaynaklanır. Akut zehirlenmenin başlıca belirtileri mide bulantısı, kusma, ağız ve boğazda yanma, şiddetli karın ağrılarıdır. Bunu izleyen dolaşım ve kalp yetmezliği birkaç saat içinde ölüme neden olabilir. Kronik arsenik zehirlenmesi belirtileri arasında ise yavaş yavaş güçten düşme, deride renk değişimi ve pullanma, kansızlık, ayrıca felç ve bilinç bulanıklığıyla ortaya çıkan sinir sistemi bozuklukları sayılabilir.
arpacık
arpacık
Genellikle stafilokokların neden olduğu, kirpiklere bitişik olan yağ salgı bezlerini tutan akut iltihabi süreç. Gözde yabancı cisim hissi, ağrı, gözkapağı kenarının kızarması, yaşarma, ağrılı, kırmızı ve sert bir nodülün ortaya çıkmasıyla belirir. Genellikle arpacığın kendiliğinden yırtılması ve irinin boşalmasıyla iyileşme gerçekleşir.
Genellikle stafilokokların neden olduğu, kirpiklere bitişik olan yağ salgı bezlerini tutan akut iltihabi süreç. Gözde yabancı cisim hissi, ağrı, gözkapağı kenarının kızarması, yaşarma, ağrılı, kırmızı ve sert bir nodülün ortaya çıkmasıyla belirir. Genellikle arpacığın kendiliğinden yırtılması ve irinin boşalmasıyla iyileşme gerçekleşir.
arkiserebellum
arkiserebellum
Evrimsel olarak beyinciğin en eski bölümü. Vestibüler sistemden gelen başın ve vücudun denge, yönelim ve konumuyla ilgili bilgilerin değerlendirildiği yerdir. İnsanda beyinciğin yanküreleriyle vermisten oluşan bölümüne (flokulonodüler lob) denk düşer.
Evrimsel olarak beyinciğin en eski bölümü. Vestibüler sistemden gelen başın ve vücudun denge, yönelim ve konumuyla ilgili bilgilerin değerlendirildiği yerdir. İnsanda beyinciğin yanküreleriyle vermisten oluşan bölümüne (flokulonodüler lob) denk düşer.
arkipallium
arkipallium
Evrimsel olarak beyin kabuğunun (korteks) en eski bölümü. İnsanda neopalliumun gelişerek beyin kabuğunun hemen tümünü oluşturmasıyla arkipallium çok küçülmüştür. Hipokampus denen kabartıya denk düşer ve temelde koku alma merkezi olarak işlev görür.
Evrimsel olarak beyin kabuğunun (korteks) en eski bölümü. İnsanda neopalliumun gelişerek beyin kabuğunun hemen tümünü oluşturmasıyla arkipallium çok küçülmüştür. Hipokampus denen kabartıya denk düşer ve temelde koku alma merkezi olarak işlev görür.
arketip
arketip
Psikiyatr ve psikanalist C. G. Jung'un geliştirdiği kavram. İnsanda tarih öncesi çağlardan kalmış olduğu düşünülen; büyük ölçüde bilinç altında yer alan rüyalar, sanat yapıtları ve ani davranışlarda simgesel bir biçimde dışa vurulan; kişisel bilinçaltının tersine "toplumsal" bilinçaltını temsil eden ilkel kalıntılar.
Psikiyatr ve psikanalist C. G. Jung'un geliştirdiği kavram. İnsanda tarih öncesi çağlardan kalmış olduğu düşünülen; büyük ölçüde bilinç altında yer alan rüyalar, sanat yapıtları ve ani davranışlarda simgesel bir biçimde dışa vurulan; kişisel bilinçaltının tersine "toplumsal" bilinçaltını temsil eden ilkel kalıntılar.
arketip
arketip
Psikiyatr ve psikanalist C. G. Jung'un geliştirdiği kavram. İnsanda tarih öncesi çağlardan kalmış olduğu düşünülen; büyük ölçüde bilinç altında yer alan rüyalar, sanat yapıtları ve ani davranışlarda simgesel bir biçimde dışa vurulan; kişisel bilinçaltının tersine "toplumsal" bilinçaltını temsil eden ilkel kalıntılar.
Psikiyatr ve psikanalist C. G. Jung'un geliştirdiği kavram. İnsanda tarih öncesi çağlardan kalmış olduğu düşünülen; büyük ölçüde bilinç altında yer alan rüyalar, sanat yapıtları ve ani davranışlarda simgesel bir biçimde dışa vurulan; kişisel bilinçaltının tersine "toplumsal" bilinçaltını temsil eden ilkel kalıntılar.
30 Haziran 2009 Salı
ATELEKTAZİ
ATELEKTAZİ Akciğerlerin tümünün ya da bir bölümünün genişleyememesi. Henüz dünyaya gelmemiş olan insan yavrusunun (dölüt) akciğerlerinin hava boşlukları genişlememiştir. Çocuk doğup, ilk soluğunu aldığı zaman akciğerler genişlerler ve süngerimsi görünüşlerini kazanırlar. Fakat bazen bu durum gerçekleşemez. Tam atelektazi ölüme yol açar. Ölü bir çocuğun akciğerlerinde bu durumun görülmesi, çocuğun soluk almadan ölmüş olduğunu, yani ölü doğduğunu gösterir.
Kısmî atelektazi, zayıf doğan ya da doğum sırasında güçlük çekmiş olan çocuklarda görülür. Kısmî atelektazi bir akciğerin tümünü ya da bir bölümünü kapsayabilir. Soluk alındıktan bir süre sonra akciğerlerin sönerek dölüt akciğerine benzer bir görüntü kazanma larına «kollaps» adı verilir.
ehx8k96jdt
Kısmî atelektazi, zayıf doğan ya da doğum sırasında güçlük çekmiş olan çocuklarda görülür. Kısmî atelektazi bir akciğerin tümünü ya da bir bölümünü kapsayabilir. Soluk alındıktan bir süre sonra akciğerlerin sönerek dölüt akciğerine benzer bir görüntü kazanma larına «kollaps» adı verilir.
ehx8k96jdt
Etiketler:
ATELEKTAZİ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)