31 Aralık 2012 Pazartesi

Kortizon Nedir? - Kortizon Tedavisi - Kortizonun kullanıldığı yerler

Kortizon Tedavisi
Kortizon ; aslında vücudumuzda bulunan ve böbrek üstü bezleri tarafından salgılanan bir hormondur.
İstirahat halindeki normal bir insanın vücudunda, 24 saatte yaklaşık 15-40 mg. kortizon üretilir. kortizon üretimi şişmanlarda yüzde 50 oranında daha fazladır.

Ancak vücudumuzca kortizon üretimi gün boyunca aynı miktarda değildir.. Vücut ısısı, kan basıncı, gece ve gündüz olmasına bağlı olarak üretilen kortizon miktarı da değişir.

insan vücudu kortizonu en çok sabahları üretir. Sinir anında ise bu üretim normalin 10 katına kadar çıkar. Kortizon yapımı geçe yarısına doğru giderek azalır.
Vücudun bu kendi kendine kortizon üretimi doğumdan sonraki üçüncü haftada başlar ve ölünceye kadar devam eder.

kortizonun eksik imal edilmesi veya hiç çıkmaması durumlarında , dışardan kortizon verilir..( tıpkı şeker hastalarında dışardan insülin verildiği gibi )

Kortizon pek çok hastalığın tek tedavi çözümüdür.. Ancak ilacın dozu, doktor tarafından çok iyi ayarlanmalıdır.... Çünkü kortizon kullanımında en büyük yanlışı; daha düşük dozların yeteceği hastalarda yüksek doz uygulanması oluşturur.

Kortizonun ne kadar süre kullanılabileceğinin hiçbir şematik sınırı yoktur. 20. yüzyılın Fransız hekimi Sergent ’Hastalıkları tedavi etmeyin, hastaları tedavi edin’ der. Bu, ’her hastanın kendi koşullarını da hesaba katın’ demektir. Kortizon tedavisi için de bu tavsiye uygundur.
her hastalıkta kortizon dozu ve kullanım süresi faklıdır.

Kortizon kullanımında yapılan en büyük yanlışlar şunlardır :

Daha düşük dozların yeteceği olaylarda yüksek dozların kullanılması hatası çok sık görülmektedir. Hastalarda laboratuvar bulguları ve klinik bulgular yoklanarak, sadece gereken doz ayarlanmalıdır. Kitap şemalarına uymaktan çok, o hasta için uygun dozlar aranarak bulunmalıdır. Kesilmesi aşamasında da, kortizonu azaltarak bırakmak yerine aniden kesmek yanlıştır. Hastanın buna çok dikkat etmesi, doktorunun önerilerini uygulaması gerekir.

Kortizon, hastalığın şiddetine göre, doktar tarafından sürekli izlenilerek, yerinde ve belirli miktarlarda alınmadığında ciddi ve geri dönüşü olmayacak hastalıklara yol açabilmektedir. Kortizon fazla kullanıldığında, obezite (aşırı şişmanlık), kemik erimesi gibi hastalıklara yol açabildiği gibi vücudun hormonal dengesini de bozabilmektedir.

hangi durumlarda , ne kadar süreyle ve ne kadar dozda kortizon kullanılması gerektiğini hekim belirler.

kortizon iki ucu keskin kılıç gibidir..
hayat kurtarıcı yegane tek bir ilaç olduğu gibi , yanlış kullanıldığında ağır yan etkilere neden olur.
örneğin penisilin allerjisi gibi anaflaktik şok’ta hastayı kurtaran yegane tek ilaç , kortizondur.. kortizon verilmediği taktirde dakikalar içerisinde hasta kaybedilir..

Kortizonun kullanıldığı yerler :

Kortizon, romatizmadan, zehirlenmelere, yüzlerce hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Öyle ki bazı hastalıklarda ve şoklarda kortizon olmadan olmuyor.

1) Romatizmal hastalıklar

Romatizma, her yaşın hastalığı. Erken teshis edildiğinde ve tedavisi doğru şekilde uygulandığında, kolayca iyileştirilebiliyor. Çoğunlukla çocuklarda ve gençlerde görülen, eklemlerde başlayıp zamanında tedavi edilmeyen romatizmanın kalbe vurma olasılığı çok yüksek. Romatizmal hastalıkların vazgeçilmez ilacı ise kortizon.

2) Bağ dokusu hastalıkları

Vücuttaki destek ve bağ dokusunun, aynı zamanda bağışıklık sisteminin de bozulduğu tipteki hastalıklarda, çoğunlukla adele dokusu ya da eklemler deforme olmuştur. Yoğun iç organ harabiyeti ile de karşılaşılabilen bu tip hastalıklarda kortizon kullanılması çoğu zaman kaçınılmaz oluyor.

3) Alerjik hastalıklar

Kortizonun en çok kullanıldığı hastalıklardan biri de alerjiler. Kimi zaman hayatı tehdit eden, kişiyi şok durumuna sokan alerjik krizlerde, hastaya vakit yitirmeden kortizon enjekte edilir. Alerjik astım krizleri bu durumun en çok rastlandığı hastalıklardır. Kortizonla tedavi edilen bir diğer alerjik reaksiyon ise kan verme sırasında oluşuyor. Çoğunlukla kan grubu uyuşmazlığında, bazen de soğuk kanın damarlara verilmesi sorucu alerjik bir reaksiyon oluşur. İşte bu reaksiyonun etkilerini ortadan kaldırmak için kortizona başvurulur. Kortizon, yılan sokması, böcek ısırması gibi zehirlenmelerde de ortaya çıkan alerjik durumun acil tedavisinde kullanılıyor. Bazen nedeni bilinmeden ciltte ve ağız, boğaz gibi bölgelerde şiddetli yanma, kaşıntı, şişlik, kabartı, döküntü ile birlikte görülen durumlarda diğer ilaç tedavileri yetersiz kalabiliyor. Bu durumda kortizona uygulanıyor.

4) Kan hastalıkları

Kortizon kan hücrelerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan ciddi kansızlıklarda (hemolitik anemi) destek tedavi olarak uygulanıyor. Kan hücrelerinin aşırı çoğalmasına bağlı olarak oluşan lösemi vakalarında da kortizon tedavisine başvuruluyor. Böyle vakalarda kortizon hastanın hayatını daha rahat sürmesini sağlamak için tek yol.

5) Tümör tedavilerinde

Çağın en sevmediğimiz, çoğu zaman ismini anmaktan bile nefret duyduğumuz hastalığı kanser kuşkusuz. Bilim adamları kanser tedavisi konusundaki çalışmalarını hızla sürdürüyorlar. Kanser hastalarının bir bölümüne “kemoterapi”olarak adlandırılan ilaç tedavisi uygulanıyor. Ameliyat edilemeyecek kadar ilerlemiş kanserlerde ise, kemoterapiye destek olmak ve radyoterapi reaksiyonlarını zayıflatmak için kortizon kullanmak çoğunlukla tek çare olupor.

6) Karaciğer hastalıkları

Karaciğerin artık tamamen iflas ettiği komalarda, ilerleyen siroz vakalarında ve virüslerin neden olduğu öldürücü karaciğer iltihaplanmalarında kortizon çoğunlukla vaşvurulabilecek tek çare.

7) Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

İdrardan yüksek miktarda protein atılmasına ve vacutta yaygın şişliklere neden olan nefrotik sendromlarda kortizon kullanımı genelde şarttır. Hastalık çoğunluk çocuk yaşta görülüyor ve tedavinin asıl şartı da geç kalmamak.

8) Kalp-damar hastalıkları

Kalbin zarı, kası ve iç tabakasının tutan iltihaplı durumlar ile alerjik ve bağışıklık sistemi ile ilgili, tıkamaya yol açan tipteki damar hastalıklarının tedavisinde de kortizon kullanılır.

9) Hormonal hastalıklar

Tiroid bezinin aşırı çalıştığı durumlarda bazen son derece kritik krizlerle karşılaşılır. İşte bu durumlarda kortizon yine tek çaredir. Ayrıca böbrek üstü bezinin ani yetmezliği sonucu ortaya çıkan “Addison” hastalığında da kortizonun hayat kurtarıcı rolü vardır.

10) Sinir sistemi hastalıkları

Sinir köklerinin alerjik, ani ve iltihaplı hastalıklarında, bazı özel vücut felçlerinde, yüz felçlerinin başlangıç döneminde ve Multiple Skleroz hastalığında da kortizon kullanmak gerekiyor. Beyinde damar tıkanıklığı ile gelişen felçlerin başlangıç dömeminde, beyin basıncının arttığı durumlarda veya beyinde ödem olduğu zaman da kortizon tedavisine başvuruluyor.

11) Zehirlenmeler, sıcak çarpmaları

Zehirlenmelerde çoğunlukla durumun nedenini anlamaya zaman yoktur. Acilen zehirlenmenin sonucu olarak ortaya çıkan reaksiyonun ortadan kaldırılması gerekir. Bunun için de kortizona uygulanır. Sıcak çarpmasına bağlı olarak görülen komalar ve soğuktan donmalarda da böbrek üstü bezi iflasa doğru gittiği için kortizon kullanmak gerekiyor.

12) Göz hastalıkları

Bazı göz hastalıklarının tedavisinde de yine kortizon karşımıza çıkıyor.

13) Şoklar

yan etkileri ise :

1-gelişme bozukluğu

2- “Aydede yüzü” olarak tarif edilen bir çehre oluşması

3- Vücudun kimi bölgelerinde normal dışı şişlikler ve gövdede yağlanma görülebiliyor.

4- adele zayıflığı,

5-kan basıncında yükselme,

6-kemik erimesi,

7-seksüel ve psikolojik bozukluklar

8- Ciltte kıllanma, çizgilenme,

9- adet bozuklukları,

10- tiroid fonksiyonlarında ve erkeklerde testisler üzerinde bazı olumsuz etkiler .

Boyun Düzleşmesi Egzersizleri - Boyun Egzersizleri Resimli

boyun egzersizleri - boyun için fizik tedavvi yöntemleri - boyun ağrıları



İlk olarak Fleksiyorta direnç ;
Ellerimizi alnımıza koyarız ve başımızı ön tarafa doğru itmeye çalışırken ellerimizle engel olmaya çalışırız. Ve içimizden 10’a kadar sayarız ve bırakırız. Bu egzersizi 3 set olmak üzere tekrarlıyoruz. Fakat her zaman olduğu gibi ilk sette 10’a kadar sayıyorsak 2.ci egzersiz setimizde 12 3.setimizde 14’e kadar sayarak bu egzersiz hareketini gerçekleştiriyoruz.





Ekstansiyona dirençte ise ellerimizi başımızın arkasına koyduktan sonra başımızın arkasına dikkat edin ense ile karıştırmayın,ve başımızın arkasına koyduktan sonra başımızı arkaya doğru itmeye çalışırken ellerimizle engel olmaya çalışırız. Ve içimizden 10’a kadar sayarız ve bırakırız. 15-30 saniye mola verdikten sonra tekrar aynı hareketi, uygularız. Her seti biraz daha arttırmanız egzersizin daha iyi olmasını sağlar.





Yana eğilmeli direnç ise sağ elimizi yüzümüzün sağ tarafına aşağıdaki resimdeki gibi koyuyoruz. Daha sonra başımızı sağa doğru itmeye çalışırken sağ elimizle engel olmaya çalışıyoruz bu şekilde boyun kaslarımızı çalıştırarak daha güçlü hale getiriyoruz. Bu hareketi yaparken yine 10’a kadar sayıyoruz, ve her sette bu sayıyı arttırıyoruz. Aynı hareketi sol elimizle sola doğru yaparak her el’de 3 set olacak şekilde yapıyoruz egzersizimi.




Döndürmeli direnç sağ elimizi başımızın sağ arka kısmına, sol elimizi de ol şakağımıza koyduktan sonra, sağ omzumuzun üzerinden bakmaya gayret eder gibi elimizin direncine karşı başımızı sağa dönmeye zorluyoruz. Bu durumu da diğer hareketlerde olduğu gibi 10’a kadar sayıyoruz. Ve sağ elimizi başımızın sağ arkasına koyduğumuz gibi, sol elimizi de başımızın arkasına koyarak tam tersini yapıyoruz, iki tarafı da çalıştırmak için.



İzometrik egzersizleri açıkladığımıza göre şimdi boyun egzersizlerinden izotonik egzersizlere geçelim. İzotonik egzersizler 4 aşamadan oluşmaktadır. Bunlar ;



İzometrik egzersizlerimizi uyguladıktan sonra egzersiztr.com olarak izotonik egzersizlerden olan ilk hareketimizi nasıl uygulayacağınızı söylüyoruz, Başınızı yavaş bir konumda sağa doğru döndürdükten sonra 3-5 saniye bekliyoruz. Ve başımızı öne döndürüyoruz, ve 3-5 saniye dinleniyoruz, Daha sonra aynı hareketi sol tarafa da dönerek uyguluyoruz. Bu hareketi 3 set yapıyoruz setlerimizi artırarak.


Aşırı zorlanmaya sebep olmadan, başınızı çeneniz göğsünüze değecek kadar öne eğmeye çalışın. Dinlenin. Başınızı yavaşça arkaya bükün. Dinlenin ve bu hareketi 3 set olmak üzere tekrar edin





Başınızı yavaşça kulağınız omuz’unuza değecek kadar sağa eğmeye çalışın. Dinlenin. Yavaşça doğrultun. Aksi yöne tekrarlayın. Dinlenin. Hepsini 5 defa tekrarlayın.


Başınızı yavaş bir şekilde kulağınız omzunuza temas edecek şekilde sağa meyilli bir konumda eğmeye çalışın, ve dinlenin daha sonra tekrar yavaş bir şekilde doğrulun. Bu hareketi ters yöne aynı şekilde tekrarlayın. Bu egzersizi de 3 defa tekrarlayın.




Başınızı saat yönünde mümkün olduğu kadar geniş ve tam bir çember çizecek şekilde (yukarı, sola, aşağı, sağa) döndürün. Aynı hareketi saatin aksi yönüne yapın. Dinlenin. Hepsini 3 defa tekrarlayın.



Ayak Üşümesinin Nedenleri - Ayaklar Neden Üşür?


Kansızlık görülen kişilerin el ve ayaklarında normalden daha fazla üşüme olur ve çok güç ısıtılır.
ayrıca halsizlik çabuk yorulma ve iştahsızlık da kansızlığa işaret edebilir. Bu nedenle özellikle kış aylarında el ve ayakların fazla üşümesinden şikayet edenler hemen bir doktora başvurmalı ve kanını kontrol ettirmelidir..

ayrıca el ve ayak üşümesi için ; Ayva Havuç Kereviz Lahana Limon Maydanoz Patates Soğan Şalgam Çoban Çantası Civanperçemi Siyah Üzüm Portakal Tere Erik Marul gibi yiyeceklerin faydalı olduğunu belirteyim.

şikayetlerinizin devamı halinde dahiliye ve kalp damar cerrahisi uzmanlarına bizzat muayene olmanızı öneririm.

Soğuk el ve ayaklar, kan damarlarının büzüşmesi yada bir şekilde tıkanması ile ortaya çıkan şikayetlerdir.


Bu cilde doğru giden kan damarlarının etrafındaki bağ dokusu gerginliğinin artması ile ortaya çıkabilir. Dolayısı ile el ve ayaklara kan akışı azalır; önce renkleri pembeden mora döner, sonra mavileşir hatta beyazlaşır. Kan akımı düzelmeye başlayınca renk geriye doğru döner; bu sırada zonklama ve karıncalanma hissi olur.

Soğuk el ve ayak bazı insanlar için gerçekten sıkıntı verici ciddi bir sorun olabilir. Bu hastalar kendilerini yaz kış kalın çorap ve eldiven giymek zorunda hissedebilirler. El ve ayakları her zaman soğuktur. Bu duruma yol açan sebepler kısaca şöyle sıralanabilir;

1.Kalp ve damar hastalıklarına bağlı dolaşım bozuklukları

2.Raynaud Hastalığı

3.Uzun süreli titreşim yapan el aletleri ile çalışmak

4.Bazı ilaçların yan etkileri (kronik cıva, amalgam zehirlenmeleri gibi)

5.Altta yatan bazı hastalıklar ( hipotiroidizm, östrojen ve progesteron denge bozuklukları, adrenal yetmezlik gibi)

6.Stres

Bazı insanların kan damarları soğuğa karşı aşırı hassastır ve kolaylıkla büzüşür; bu duruma Raynaud Hastalığı denilir. Daha çok genç kadınlarda görülür. Parmak uçları, parmaklar ve hatta tüm el soğur ve beyazlaşır. Uyuşukluk görülür ve ince hareketleri yapmak güçtür. Bazen işe ayaklarda karışır, benzer durumlar buralarda da görülür.

Şikayetlerin ortaya çıkmaması için özellikle soğuk su ile el ve ayakların temasının önlenmesi gerekir. Kışın su geçiren yada ince tabanlı ayakkabılar rahatsızlığı en çabuk ortaya çıkaran sebepler arasındadır. Eğer sıkı giyinmek, soğuktan kaçınmak yeterince faydayı sağlamıyorsa aşağıdaki tavsiyelere uymak şikayetleri azaltacaktır.

*Sigara içmeyin, çünkü dolaşımı bozar

*Kafeinden uzak durun, çünkü kan damarlarını daraltır

*Soğuk cisimlere dokunmaktan kaçının, buzu maşa ile tutun

*Parmaklarınızı gererek kollarınızı esnetecek hareketler yapın, kan dolaşımını arttıracağından ısınmayı hızlandıracaktır.

*Ayağınıza yapışan ince ayakkabılar giymeyin

*Ve tabii ki altta yatan bir hastalık varsa onun tedavisine yönelin



El ve ayaklar neden üşür?

Yazın soğuktan elim ayağım ağrıyor
Yaz kış demeden ellerim ayaklarım soğuktan çok etkilenir; biraz soğukta bile morarıp ağrır.

Kışın çift kat eldiven yada çorap giymeden dışarı çıkamam; yazın nispeten daha rahattır. Fakat bu sefer de denize girmek ızdırap verir. Yazlığımız Burhaniye’de, oranın suyu biraz soğuktur. Başkaları bir müddet sonra alışıyor, bense ağrıdan denizden çıkmak zorunda kalıyorum.

Sayın okur, soğuk el ve ayaklar kan damarlarının büzüşmesi yada bir şekilde tıkanması ile ortaya çıkan şikayetlerdir. Bu cilde doğru giden kan damarlarının etrafındaki bağ dokusu gerginliğinin artması ile ortaya çıkabilir. Dolayısı ile el ve ayaklara kan akışı azalır; önce renkleri pembeden mora döner, sonra mavileşir hatta beyazlaşır. Kan akımı düzelmeye başlayınca renk geriye doğru döner; bu sırada zonklama ve karıncalanma hissi olur.

Soğuk el ve ayak bazı insanlar için gerçekten sıkıntı verici ciddi bir sorun olabilir. Bu hastalar kendilerini yaz kış kalın çorap ve eldiven giymek zorunda hissedebilirler. El ve ayakları her zaman soğuktur. Bu duruma yol açan sebepler kısaca şöyle sıralanabilir;

1.Kalp ve damar hastalıklarına bağlı dolaşım bozuklukları
2.Raynaud Hastalığı
3.Uzun süreli titreşim yapan el aletleri ile çalışmak
4.Bazı ilaçların yan etkileri (kronik cıva, amalgam zehirlenmeleri gibi)
5.Altta yatan bazı hastalıklar ( hipotiroidizm, östrojen ve progesteron denge bozuklukları, adrenal yetmezlik gibi)
6.Stres

Bazı insanların kan damarları soğuğa karşı aşırı hassastır ve kolaylıkla büzüşür; bu duruma Raynaud Hastalığı denilir. Daha çok genç kadınlarda görülür. Parmak uçları, parmaklar ve hatta tüm el soğur ve beyazlaşır. Uyuşukluk görülür ve ince hareketleri yapmak güçtür. Bazen işe ayaklarda karışır, benzer durumlar buralarda da görülür.

Şikayetlerin ortaya çıkmaması için özellikle soğuk su ile el ve ayakların temasının önlenmesi gerekir. Kışın su geçiren yada ince tabanlı ayakkabılar rahatsızlığı en çabuk ortaya çıkaran sebepler arasındadır. Eğer sıkı giyinmek, soğuktan kaçınmak yeterince faydayı sağlamıyorsa aşağıdaki tavsiyelere uymak şikayetleri azaltacaktır.
•Sigara içmeyin, çünkü dolaşımı bozar
•Kafeinden uzak durun, çünkü kan damarlarını daraltır
•Soğuk cisimlere dokunmaktan kaçının, buzu maşa ile tutun
•Parmaklarınızı gererek kollarınızı esnetecek hareketler yapın, kan dolaşımını arttıracağından ısınmayı hızlandıracaktır.
•Ayağınıza yapışan ince ayakkabılar giymeyin
•Ve tabii ki altta yatan bir hastalık varsa onun tedavisine yönelin

Yukarda adı geçen hastalıkların tedavisinde bu genel önlemler fayda etmediğinde uygulanabilecek tıbbi ve cerrahi tedaviler vardır; fakat uygulamaya kararı kununun uzmanı hekim verecektir. Sağlıkla kalın.

Boşaltım Sistemi Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Boşaltım Sistemi Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Boşaltım Sistemi Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Boşaltım sisteminde; böbrek iltihabı, böbrek taşı, böbrek yetmezliği, idrar torbası ve idrar yolu iltihabı, nefrit, üremi, albümin, sistit, şeker hastalığı ve yüksek tansiyona bağlı olan böbrekrahatsızlıkları görülür.

a) Böbrek İltihapları :
Böbreğin öz bölgesinde veya havuzcuğunda görülür. İdrar tutamama, bel ağrısı, halsizlik, üşüme, ateşlenme gibi belirtileri vardır.

b) Böbrek Taşları :
İdrardaki madensel tuzların (kalsiyum tuzları, D vitamini ve azotlu bileşiklerin), idrar kanalcıklarında veya havuzcukta veya idrar borusunda birikmesi ile oluşur. Erkeklerde daha fazla ortaya çıkar. Sancı ve idrarda kan görülmesi gibi belirtileri vardır. (Taş oluşumunun önlenmesi için günde yeterince su içilmeli, süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketiminden uzak durulmalıdır.)
Böbrek taşlarının tedavi yöntemlerinden biri taş kırmadır. Bunun için yüksek enerjili (ultrasonik) ses dalgaları kullanılır ve ses dalgaları cilde ve böbreklere zarar vermeden taşları kırabilir. Kırılan taşlar idrarla dışarı atılır. Büyük ve kırılamayan taşlar ise ameliyatla alınabilir.


c) Böbrek Yetmezliği :
Böbreklerin tamamen veya kısmen (%80) görevini yerine getirememesi hastalığıdır. Bu hastalığı taşıyan insanların kanındaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzları temizlenmesi için DİYALİZ makinesine bağlanması veya böbrek naklini yapılması gerekir.

Diyaliz makinesi, idrarla atılamayan su, üre, ürik asit ve madensel tuzların kandan süzülerek kanın temizlenmesini sağlar. Bu yöntem, kalıcı tedavi sağlamaz. Kalıcı tedavi için böbrek naklinin yapılması gerekir.
Organ nakli, canlı bir kişinin bir böbreğini (sağlıklı bir kişi tek böbrekle de yaşayabilir ) ya da yeni ölmüş ama organları hala canlı birinin böbreğini alarak yapılabilir.

d) Nefrit :
Nefronların iltihaplanması hastalığıdır. Yüz, göz ve ayak bileklerinde şişme gibi belirtileri vardır. Bulaşıcı hastalıklar sonucu oluşur.

e) Üremi :
Böbrek yetmezliği sonucu idrarla atılması gereken zararlı ve atık maddelerin atılamayıp kanda (vücutta) birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalıktır.

f) Albümin :
Nefronların görevini yapamaması sonucu, proteinli maddelerin idrara geçmesidir.

g) Sistit :
Üreme organları veya kan yoluyla gelen mikropların, idrar yollarında oluşturduğu yanmadır.

Boşaltım Sisteminin Sağlığı ve Korunması :

1- Yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. (Böbreklerin rahat çalışması için bol sıvıya ihtiyacı vardır. Alınan sıvı miktarı sıcak ve kuru havalarda arttırılmalıdır. Günlük en az 2 litre su alınmalıdır.)
2- İdrar uzun süre tutulmamalıdır. (Böbrek taşları oluşabilir).
3- Böbrekler ve idrar yolları soğuktan korunmalıdır. (Böbrek sağlığı için).
4- Aşırı acı ve baharatlı yiyecekler yenilmemelidir.
5- Düzenli banyo yapılmalıdır. (Derideki gözeneklerin açılması için).
6- İçilen su ve yenilen besinler temiz olmalıdır.
7- Böbrek iltihabı rahatsızlıklarında tedavi yarıda kesilmemeli ve ilaçlar zamanında alınmalıdır.
8- Diş çürükleri ve boğaz iltihabı hemen tedavi ettirilmelidir. (Çürük veya iltihaba yol açan mikroorganizmalar, kalıcı böbrek rahatsızlıklarına yol açabilir.)
9- Kişisel temizliğe dikkat edilmelidir.


Diyaliz veya böbrek nakli
Böbrek yetmezliği olan hastaların vücutlarında, böbrekler vasıtasıyla süzülmesi gereken idrarın bir kısmı kana karışır. Böbrekleri çalışmayan ya da yetersiz çalışan bu hastalar için diyaliz veya böbrek nakli tedavisi uygulanır. Bu hastalar, yeterli sayıda organ nakli yapılamadığından böbreklerin görevini yerine getiren diyaliz cihazlarına bağlanır. Ancak diyaliz cihazına bağlanmak geçici bir çözümdür. Bu tedavi ile hastalar tam olarak iyileşememekte, sadece kanlarının süzülerek temizlenmesi sağlanmaktadır.


Ülkemizde böbrek nakli ihtiyacı karşılanabiliyor mu?
Ülkemizde yaklaşık 30 bin kronik böbrek yetmezliği hastası, haftanın üç günü diyaliz cihazına bağlı olarak “böbrek nakli olabilmek umuduyla” hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak bu hastaların yılda sadece 600’ü bu imkânı elde edebiliyor. Ülkemizde bugüne kadar toplam 4800 böbrek nakli yapılmıştır. Yeterli sayıda organ bağışı yapılmadığından böbrek nakli ihtiyacı karşılanamamaktadır

Hastalara böbrek nakli nasıl yapılıyor?
Yaşayan bir insanın böbreklerinden birinin nakil ihtiyacı olan bir başkasına ameliyatla nakledilmesi şeklinde yapılır. Ayrıca beyin ölümü geçekleşmiş bağışçının böbreğinin alınarak ihtiyacı olan bir kişiye verilmesi yoluyla da gerçekleşir.

Önemli NOT:

*Uzun süre idrar tutulursa ; Bu durum sık sık yapılırsa idrar yollarında mikroorganizmaların üremesi sonucu iltihaplanma ve ileri yaşlarda idrarı tutamama gerçekleşebilir.

12 Şubat 2012 Pazar

Sarkoidoz İle İlgili Bilgiler

Sarkoidoz vücudun farklı bölgelerindeki enflamatuar hücrelerde oluşan ufak şişliklerdir. Bu şişlikler genellikle akciğer, lenf bezleri, göz ve ciltte oluşur. Doktorlar sarkoidozun anormal bağışıklık cevabı olarak ortaya çıktığını düşünmektedir.



Eğer sarkoidoz belirtileri gözlemlerseniz rahatsızlığınızın gözlemlenmesi gerekebilir. Eğer belirtiler bazı organlarınızı risk altına sokuyorsa bazı ilaç tedavileri uygulanabilir. Rahatsızlığın belirtileri etkilenen organa göre değişiklik gösterir.


Rahatsızlığın genel belirtileri yorgunluk, ateş, lenf bezlerinde şişlik ve kilo kaybı olarak ortaya çıkar. Akciğerlerde gözlemlenen belirtiler sürekli öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı olarak karakterize edilir. Ciltte oluşan belirtiler ise kızarıklık, cilt lezyonları ve ciltte renk değişimidir.

Doktorlar rahatsızlığın nedenini tam olarak bilmemektedir. Bazı kişilerde rahatsızlığa karşı genetik bir eğilim olduğu düşünülmektedir. Buna karşın bazı bakteriler ve virüsler rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Rahatsızlığın tedavisi için kortikosteroitler, TNF alfa inhibitörleri, anti-malaria ilaçları ve anti rejektiyon ilaçları kullanılır.

Uyuz Rahatsızlığı İle İlgili Bilgiler

Uyuz sarcoptes scabiei adlı uyuz böceklerinin neden olduğu kaşıntılı cilt sorunudur. Uyuz böcekleri ciltte aşırı derecede kaşıntı oluşmasına neden olmaktadır. Kaşıntı hissi özellikle gece yatarken daha fazla hissedilebilir.




Uyuz bulaşıcıdır ve tensel temas ile kişiden kişiye bulaşabilir. Uyuzun belirtileri geçeleri kötüleşen kaşıntılar, ciltte şişlikler ve ufak yaralar olarak ortaya çıkar. Kaşıntı hissi genellikle parmak aralarında, koltuk altlarında, ayaklarda, dirseklerde, göğüs çevresinde, kalçada ve omuzlarda gözlemlenir.

Uyuz tedavisi bazı ilaç prosedürlerini gerektirmektedir. Bu ilaçlar arasında Elimite, Lindane ve Eurox yer almaktadır. İlaçlar uyuz böceklerini yok etmeye yardımcı olsa da kaşıntı hissi böceklerden temizlendikten sonra belli bir süre daha devam eder.

Soğuk Algınlığı İle İlgili 5 Önemli Gerçek

İşte soğuk algınlığına ilişkin bilinmeyen şaşırtıcı 5 önemli gerçek;



1-Soğuk algınlığı virüsleri bizi hasta etmiyor

Cardiff’teki Genel Soğuk Algınlığı Merkezinden Pr. Ron Eccles "Bizi hasta eden kendi bağışıklık sistemimizdir" diyor. Bir kişi soğuk algınlığı virüsünü kaptığında virüs burna ve boğazın arka bölgesine hücum eder ve vücudun doğal savunma mekanizmasının devreye girmesi uzun sürmez. Bağışıklık sistemi virüsler bölgeye ulaşmadan devreye girer ve bu durumda baş ağrısı ve burun tıkanıklığı gibi bazı belirtiler ortaya çıkar.

2-Burun tıkanıklığının nedeni erektil dokudaki şişmelerdir

Pr. Eccles "Soğuk algınlığı sırasında burnunuzda tıkanıklık hissinin oluşma nedeni burnun mukus ile dolması diğil burundaki damarların şişmesidir" diye konuştu. Burnun iç bölümü erektil dokulardan oluşmaktadır. Soğuk algınlığı sırasında burundaki kan damarları şişer ve bu durum da burun kanallarının tıkanmasına neden olur.


3-Gözlerinizle soğuk algınlığını yakalayabilirsiniz

Soğuk algınlığı geçiren bir kişi hapşırdığında veya öksürdüğünde gözlerinde mukuslu damlalar oluşur. Eğer hasta kişinin göz yaşarı ile temas edersneniz ve elinizi gözünüze götürürseniz soğuk algınlığını kapabilirsiniz.

4-Kadınlar erkeklere oranla daha fazla soğuk algınlığı geçirirler

Kadınlar erkeklere oranla daha fazla soğuk algınlığına yakalanırlar. Bunun nedeni kadınların çocuklarla daha fazla ilgilenmesidir. Çocuklar yılda 7 ile 10 kez soğuk algınlığı geçirebilir. Anneler genellikle çocukları ile daha fazla vakit geçirdikleri için soğuk algınlığına daha sık yakalanırlar.

5-Sarı mukusun nedeni beyaz kan hücreleridir

Bağışıklık sistemi soğuk algınlığı virüsüne karşı savaşırken ilk gözlemlenen belirtilerden birisi burundan sarı mukoza gelmesidir. Soğuk algınlığı ilerledikçe mukoza kalınlaşır ve rengi daha da sarılaşır. Bu durumun nedeni beyaz kan hücrelerindeki artıştır.

Hepatit B Hakkında Bilinmeyenler

Hepatit B rahatsızlığı hepatit b virüsünün karaciğeri etkilemesi ile ortaya çıkar. Rahatsızlığın belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.



Rahatsızlık akut veya kronik olabilir. Akut hepatit B enfeksiyonunda belirtiler kısa bir süre için devam eder. Kronik hepatit B virüsü karaciğerde barınır ve ileride karaciğer kanserine veya siroza neden olabilir. Hepatit B’nin belirtileri mide bulantısı, kusma, güçsüzlük, yorgunluk, idrarda koyulaşma, ateş, eklem ağrıları, iştahsızlık, karın ağrısı ve ciltte sararma olarak ortaya çıkar.


Rahatsızlık vücut sıvısı yolu ile kişiden kişiye bulaşır. Bunun en genel yolu sekstir. Hepatit B bulaşmalarının %39’u cinsel ilişki yolu ile olmaktadır. Bu nedenle çiftler korunmasız seksten uzak durmalıdır. Hepatit B rahatsızlığından kurtulmanın en etkili yolu seks sırasında her zaman korunmaktır ve tek bir partnere sahip olmaktır.

Ayrıca bebekler için yeni geliştirilen hepatit B aşısı oldukça etkili sonuçlar vermektedir. Çocuklar altı ay boyunca üç doz hepatit B aşısı yaptırmalıdır. Ufak yaşta aşı olmayan yetişkinlerde rahatsızlığa yakanma riski daha fazladır.